<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<!-- generator="wordpress/2.3.1" -->
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	>

<channel>
	<title>Oyhan Hasan Bıldırki</title>
	<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com</link>
	<description>Edebiyat Medebiyat</description>
	<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 08:46:30 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.3.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>“ELDE VAR DİLEĞİM VE OYHAN HASAN BILDIRKİ ŞİİRİ” * Abdurranman GÜNAY</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/20/%e2%80%9celde-var-dilegim-ve-oyhan-hasan-bildirki-siiri%e2%80%9d-abdurranman-gunay/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/20/%e2%80%9celde-var-dilegim-ve-oyhan-hasan-bildirki-siiri%e2%80%9d-abdurranman-gunay/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Nov 2008 07:52:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kimlik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/20/%e2%80%9celde-var-dilegim-ve-oyhan-hasan-bildirki-siiri%e2%80%9d-abdurranman-gunay/</guid>
		<description><![CDATA[      ELDE VAR DİLEĞİM
      Seninle el ele olmak, en güzeli bu
      Kafdağı’nda bıraktığımız umutları çekip almak…
      Sabırla en çetin kayaları bile deler su;
      Elde var bir: Dileğim Ferhat’ın olmak.
      Sabah yıldızı beklemekten usandı mı?
      Kulağı yerde nergisin sıkıntısı ne?
      Gece nöbetçisi kesilen gözlerin yandı mı?
      Elde var iki: Dileğim Kerem’in olmak.
      Gözlerimde umudumun türlü rengi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      <strong>ELDE VAR DİLEĞİM</strong></p>
<p>      Seninle el ele olmak, en güzeli bu<br />
      Kafdağı’nda bıraktığımız umutları çekip almak…<br />
      Sabırla en çetin kayaları bile deler su;<br />
      Elde var bir: Dileğim Ferhat’ın olmak.</p>
<p>      Sabah yıldızı beklemekten usandı mı?<br />
      Kulağı yerde nergisin sıkıntısı ne?<br />
      Gece nöbetçisi kesilen gözlerin yandı mı?<br />
      Elde var iki: Dileğim Kerem’in olmak.</p>
<p>      Gözlerimde umudumun türlü rengi parlıyor,<br />
      Kalbimde özlem ateşleri alev alev yanıyor.<br />
      Bulutlar rengini ne kadar keserse kessin;<br />
      Sonunda gökyüzü yeniden mavileşiyor…</p>
<p>      Umut, efsane sevdamızın tetikçisi<br />
      Anaç güvercinler gibi kanatlanıyor…<br />
      Kafdağı’nın doruklarında bir tanem,<br />
      Mutluluk bayrağımız dalgalanıyor.</p>
<p>      Yollarımızı kim tutarsa tutsun, Ayvaz’ım var<br />
      Korkum yok eşkıyadan, haramiden…<br />
      Soylu süvarilerim mor dağları aşıp geçiyor;<br />
      Elde var üç: Dileğim Köroğlu’n olmak.</p>
<p>      Sen ve ben, el ele tutuştuğumuz gün<br />
      Özlemdi, elemdi, kederdi ne varsa bir tanem,<br />
      Yıldız yıldız yakamızdan usulca kayıp gidecek;<br />
      Elde var dört: Dileğim ebedî Şehzade’n olmak.</p>
<p>      Sevda köprümüz yeni baştan kuruluyor,<br />
      Delişmen yüreğim yine tutulmuyor.<br />
      Sihirli anahtarım cennet ya da cehennem de olsa;<br />
      Elde var beş: Dileğim Deli Dumrul’un olmak.</p>
<p>      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</strong>     <em> (Gökyüzü Yeniden Mavileşir, s. 5-6)</em></p>
<p>      Şiir daha adından itibaren, baştan sona, umut ve dilekleri tükenmemiş bir yüreğin sesiyle konuşmadır. Şair, <em>“Seninle el ele olmak, en güzeli bu!”</em> derken yine en baştan niye umut ve dileklerini tüketmediğini söylemiş oluyor. <em>“Sevgili / eş / tutkunun kaynağı”</em> mutluluğun ve umudun da kaynağıdır.<br />
      Gençlik hayallerimizin masal dağına, ulaşılamayanların umuduna yolculuk, ancak gerçek bir sevgiyle ve yanında olduğunu bildiğimiz gerçek sevgili varlığıyla cesaret edilebilecek bir serüvene atılmadır. Sevgide, sabırla dağı delen Ferhat olmak, gerçek aşığın dileğidir. Burada <em>“su”</em> iç temizliğinin gücünü; sevgide sebatın, sadakatin ve içtenliğin gizil etkisini temsil ediyor. Şair, Ferhat’ın külüngüne karşılık suyu öne çıkarıyor, bilerek. Nasıl sabah yıldızı sabahı beklemekten usanmazsa, uykusuz gecelerin aşığı Kerem olmak da bu seven kalbe şikâyet düşürmez. <em>“Kulağını yere tutan nergis”</em> benzetmesi Divan şiirinde de vardır ama, sanırım şair bunu biraz farklı kullanmış burada. Yer, toprak göndermesi ile, ölümlü olmanın sıkıntısı / oradan gelecek ani bir çağrının kaygısını hissettiğini sezdiriyor.<br />
      Bu efsane <em>(dilden dile söylenen)</em> sevdayı, şairin tabiatta da benzerini bulup sevdiği <em>(“Bulutlar rengini ne kadar keserse kessin / Sonunda gökyüzü yeniden mavileşiyor”)</em> umut duygusu, adeta uçmaya hazırlamaktadır. Kafdağı gençlikte zapt edilmiş bir hayal hedef olmalıdır ki, şaire göre, onun doruklarına mutluluk bayrağı dikilmiştir. Aşk, emek ister. Yürekli, mert ve erdemli olmak, aşığı korkusuz ve donanımlı kılar. Şair aşkına Köroğlu olmak isterken, haksızlığa başkaldırmak dileğini de söylemiş oluyor. Dikkat edilirse, <em>Efsane-Kafdağı-“Bir Köroğlu-bir ayvaz” gibi iki başkişi kalmak-yalnızlık duygusu-eşkıya-harami-soylu süvariler</em> dekoratif değil, birbirini tamamlayacak unsurlardır.<br />
      Şair şiirini Türk halk edebiyatının âşık kahramanlarıyla onları anıştırmalarla <em>(Telmih)</em> kurmuş bilinçle. Her genç kız hayatında <em>“beyaz atlı şehzade”</em>sini arar. Şairin dileği ise, eşinin ebedi şehzadesi olmaktır. Sevgiliyle el ele vermek, zorlukları sevginin dayanma gücüyle aşmak, umutsuzluğa düşmemek gerekir. Çünkü, âşık, sevdiğine sevgisinin yüce ilhamıyla güzellikler vadedendir aynı zamanda: Şair; <em>“Sen ve ben el ele tutuştuğumuz gün”</em> hayattan gelen bütün olumsuzluklar, <em>“Yıldız yıldız yakamızdan usulca kayıp gidecek”</em> derken <em>“sevgiyle yıldızlar katına çıkma”</em> duygusuna özel-gizli bir vurgu yapıyor.<br />
      Şairin <em>“Deli Dumrul”</em> hikâyesinden bahisle “sevda köprüsü”, <em>“delişmen yürek”</em> benzetmeleri, onun şiirini tesadüfe bırakmadığını gösteriyor. Hayat içindeki yapılıp edilenlerin <em>“sihirli anahtarı”</em> hangi kapıyı açar Allah bilir ama, şair sevdiğine <em>“Deli Dumrul olmak”</em> dileğindedir.<br />
      Sonuç: Şair aşkına Ferhat, Kerem, Köroğlu, Şehzade, Deli Dumrul olmak dileğini söylediğine göre, bize ve geçmişe ait, bizim olan bir sevda duygusunu yüceltmektedir. Zaman zaman sözcük seçiminde, uyakta aceleye gelmişlik hissedilse de, şair bunu yapmacıksız ve içten söyleyişle örtüyor.</p>
<p>      <strong>Abdurrahman GÜNAY</strong><br />
      <em>Dokuz Eylül Üniversitesi <br />
      Türk Dili Okutmanı</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/20/%e2%80%9celde-var-dilegim-ve-oyhan-hasan-bildirki-siiri%e2%80%9d-abdurranman-gunay/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>OYHAN HASAN BILDIRKİ KİTAPLARI</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/12/oyhan-hasan-bildirki-kitaplari/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/12/oyhan-hasan-bildirki-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 07:14:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kitaplar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/12/oyhan-hasan-bildirki-kitaplari/</guid>
		<description><![CDATA[               
     BİR BAŞKA ŞAFAK
     Oyhan Hasan BILDIRKİ
     Hikâyeler
     Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi
     Yayın no: 847
     ISBN: 975.11.0230.8
     3. Baskı / 1994
     Millî Eğitim Basımevi - İstanbul
     Türkçe
     Karton Kapaklı
     112 Sayfa
    Bir Başka Şafak için ulaşım
     
     BÜTÜN FİDANLAR SIMSICAK
     Oyhan Hasan BILDIRKİ
     Şiirler
     Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi
     ISBN: 975.11.0780.6
     Yayın no: 2615
     1. Baskı / 1994
     [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>     <a href="http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/11/bir-baska-safak.jpg" title="Bir Başka Şafak"><img src="http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/11/bir-baska-safak.jpg" alt="Bir Başka Şafak" /></a>      <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/bir-baska-safak.jpg"></a>    </p>
<p>     <strong><font color="#800000">BİR BAŞKA ŞAFAK</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ</font><br />
     <em>Hikâyeler</em></p>
<p>     Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi<br />
     Yayın no: 847<br />
     ISBN: 975.11.0230.8<br />
     3. Baskı / 1994<br />
     Millî Eğitim Basımevi - İstanbul<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı<br />
</em>     112 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://oyhanhasanbildirki.bz.tc/"><font color="#7f1d1d">Bir Başka Şafak için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/butun-fidanlar-simsicak.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/butun-fidanlar-simsicak.jpg?w=150&amp;h=218" alt="Bütün Fidanlan Sımsıcak" height="218" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">BÜTÜN FİDANLAR SIMSICAK</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Şiirler</em></p>
<p>     Millî Eğitim Bakanlığı Yayınevi<br />
     ISBN: 975.11.0780.6<br />
     Yayın no: 2615<br />
     1. Baskı / 1994<br />
     Millî Eğitim Basımevi - İstanbul<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Etem Baran<br />
     56 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://butunfidanlarsimsicak.bravejournal.com/"><font color="#7f1d1d">Bütün Fidanlar Sımsıcak için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ucuncugununoglesi.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ucuncugununoglesi.jpg?w=150&amp;h=225" alt="Üçüncü Günün Öğlesi" height="225" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">ÜÇÜNCÜ GÜNÜN ÖĞLESİ<br />
</font></strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Hikâyeler</em></p>
<p>     Fiyatı: 5 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 4<br />
     1. Baskı / Nisan 1986<br />
     Doğruluk Matbaacılık ve Tic. Koll. Şti - İzmir<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: İlhan Doğan<br />
     96 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://ucuncugununoglesi.4t.com/index.html/"><font color="#7f1d1d">Üçüncü Günün Öğlesi için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/canakkaledestandestan.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/canakkaledestandestan.jpg?w=150&amp;h=225" alt="Çanakkale Destan Destan" height="225" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">ÇANAKKALE DESTAN DESTAN<br />
</font></strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Nehir Roman</em></p>
<p>     Alperen Yayınları <br />
     ISBN: 978-9944-0153-0-1<br />
     Yayın no: 1 / Fiyatı: 10 TL<br />
     1. Baskı / Ocak 2008<br />
     Kolalı Matbaası, Yavuz Kolalı - Aydın<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan Bıldırki<br />
     160 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://canakkaledestandestan.blogcu.com/"><font color="#7f1d1d">Çanakkale Destan Destan için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/kocaklar.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/kocaklar.jpg?w=150&amp;h=225" alt="Koçaklar" height="225" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">KOÇAKLAR</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Millî Hikâyeler</em></p>
<p>     Kutluğ Yayınları <br />
     ISBN: -<br />
     Yayın no: - / Fiyatı: 12,5 TL<br />
     1. Baskı / 1975<br />
     Yüksel Matbaası - İstanbul<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: İlhan Bilge<br />
     152 Sayfa</p>
<p>    Koçaklar için ulaşım yok.</p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ceylangozlum.jpg"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ceylangozlum.jpg?w=150&amp;h=216" alt="Ceylan Gözlüm" height="216" /></a></p>
<p> <strong>    <font color="#800000">CEYLAN GÖZLÜM<br />
</font></strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ</font><br />
     <em>Şiirler</em></p>
<p>     Fiyatı: 10 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 9<br />
     1. Baskı / Ekim 1997<br />
     Özen Ofset Matbaası - Aydın<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan bıldırki<br />
     144 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://www.reallifelog.com/ceylangozlum"><font color="#7f1d1d">Ceylan Gözlüm için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ataturkaramizda1.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/ataturkaramizda1.jpg?w=150&amp;h=236" alt="Atatürk Aramızda" height="236" /></font></a></p>
<p><strong>     <font color="#800000">ATATÜRK ARAMIZDA</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Seçilmiş Şiirler</em></p>
<p>     Fiyatı: 5 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 7<br />
     1. Baskı / Mayıs 1991<br />
     Özen Ofset - İzmir<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan bıldırki<br />
     112 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://ataturkaramizda.unblog.fr/ataturk-aramyzda/"><font color="#7f1d1d">Atatürk Aramızda için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/dilcerezleri.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/dilcerezleri.jpg?w=150&amp;h=225" alt="Dil Çerezleri" height="225" /></font></a></p>
<p><strong>     <font color="#800000">DİL ÇEREZLERİ</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Halk Edebiyatı Araştırmaları</em></p>
<p>     Fiyatı: 7 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 10<br />
     1. Baskı / Ocak 1999<br />
     Özen Ofset Matbaası - Aydın<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan bıldırki<br />
     150 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://dilcerezleri.bravejournal.com/index.php"><font color="#7f1d1d">Dil çerezleri için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/gun-carigi-sikinca.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/gun-carigi-sikinca.jpg?w=150&amp;h=225" alt="Gün Çarığı Sıkınca" height="225" /></font></a></p>
<p><strong>     <font color="#800000">GÜN ÇARIĞI SIKINCA<br />
</font></strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Hikâyeler</em></p>
<p>     Fiyatı: 4 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 6<br />
     1. Baskı / Ocak 1990<br />
     Doğruluk Matbaacılık ve Tic. Koll. Şti - İzmir<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan bıldırki<br />
     120 Sayfa</p>
<p>    Gün Çarığı Sıkınca için yok</p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/bulutlarpusuda.jpg"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/bulutlarpusuda.jpg?w=150&amp;h=234" alt="Bulutlar Pusuda" height="234" /></a></p>
<p><strong>     <font color="#800000">BULUTLAR PUSUDA<br />
</font></strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Şiirler</em></p>
<p>     Fiyatı: 10 TL<br />
     ISBN: -<br />
     Yazar Yayın no: 11<br />
     1. Baskı / 2006<br />
     Damla Ofset Matbaası - Söke<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Oyhan Hasan bıldırki<br />
     144 Sayfa</p>
<p>    <a href="http://www.blogosfer.com/bulutlarpusuda/"><font color="#7f1d1d">Bulutlar Pusuda için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/eldegmediksevdalarauyanmak.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/eldegmediksevdalarauyanmak.jpg?w=150&amp;h=225" alt="El Değmedik Sevdalara Uyanmak" height="225" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">EL DEĞMEDİK SEVDALARA UYANMAK</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Şiirler</em></p>
<p>     Kitap Atelyesi Yayınları<br />
     Fiyatı: 16 TL<br />
     Yayın no: 64 / Şiir dizisi: 47<br />
     1. Baskı / 2007<br />
     Kitap Atelyesi - Ankara<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Kitap Atelyesi<br />
     172 Sayfa</p>
<p>     <a href="http://www.kitapatelyesi.com/kitaplar/kitap.aspx?kitapno=80#"><font color="#7f1d1d">El Değmedik Sevdalara Uyanmak için ulaşım</font></a></p>
<p>     <a href="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/gokyuzuyenidenmavilesir.jpg"><font color="#7f1d1d"><img width="150" src="http://oyhanhasanbildirki.files.wordpress.com/2008/11/gokyuzuyenidenmavilesir.jpg?w=150&amp;h=222" alt="Gökyüzü Yeniden Mavileşir" height="222" /></font></a></p>
<p>     <strong><font color="#800000">GÖKYÜZÜ YENİDEN MAVİLEŞİR</font><br />
</strong>     <font color="#993300">Oyhan Hasan BILDIRKİ<br />
</font>     <em>Şiirler</em></p>
<p>     Kitap Atelyesi Yayınları<br />
     Fiyatı: 16 TL<br />
     Yayın no: 80 / Şiir dizisi: 55<br />
     1. Baskı / Mart 2008<br />
     Kitap Atelyesi - Ankara<br />
     Türkçe<br />
     <em>Karton Kapaklı</em><br />
     Kapak resmi: Kitap Atelyesi<br />
     164 Sayfa</p>
<p>     <a href="http://www.kitapatelyesi.com/kitaplar/kitap.aspx?kitapno=97"><font color="#7f1d1d">Gökyüzü yeniden Mavileşir için ulaşım</font></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/12/oyhan-hasan-bildirki-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>BAYRAM * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/04/bayram-oyhan-hasan-bildirki/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/04/bayram-oyhan-hasan-bildirki/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Nov 2008 07:02:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/04/bayram-oyhan-hasan-bildirki/</guid>
		<description><![CDATA[
Bana sunduğun bayram kutlaması bir tanem
Dolunay ve güneşin arasında duruyor
Bıkıp usanmadan yazsam sana
Biliyorum kalbinde sonsuz bayramlar başlıyor
Duygularım söze dönünce
Gözlerin, saçların, tenin, kokun misafirim
Gülüşün mısralarımdaki sıcaklık
Nefesin nefesim oluveriyor
Ne zaman yeni bir şiire başlasam
Baştan uca sen siniyorsun dünyama
Ebedî aşkım, soylu çiçeğim
Yoksul gönlüm söz saraylarına dönüyor
Bayram dilimin ucundakiler, anlatamadıklarım
Bayram yeşilden maviye sonsuz bir rüya
Şiir olup akıp gidiyorsun dilimde
Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/11/bogazdagemiler.jpg" title="Gözlerin, saçların, tenin, kokun misafirim"><img src="http://oyhanhbildirki.start4all.com/files/2008/11/bogazdagemiler.jpg" alt="Gözlerin, saçların, tenin, kokun misafirim" /></a></p>
<p>Bana sunduğun bayram kutlaması bir tanem<br />
Dolunay ve güneşin arasında duruyor<br />
Bıkıp usanmadan yazsam sana<br />
Biliyorum kalbinde sonsuz bayramlar başlıyor</p>
<p>Duygularım söze dönünce<br />
Gözlerin, saçların, tenin, kokun misafirim<br />
Gülüşün mısralarımdaki sıcaklık<br />
Nefesin nefesim oluveriyor</p>
<p>Ne zaman yeni bir şiire başlasam<br />
Baştan uca sen siniyorsun dünyama<br />
Ebedî aşkım, soylu çiçeğim<br />
Yoksul gönlüm söz saraylarına dönüyor</p>
<p>Bayram dilimin ucundakiler, anlatamadıklarım<br />
Bayram yeşilden maviye sonsuz bir rüya<br />
Şiir olup akıp gidiyorsun dilimde<br />
Ne zaman bir şiir yazmak istesem<br />
Şu benim delişmen gönlüm yine<br />
Kalbinde erimek istiyor!<br />
<em>31 Aralık 2006</em></p>
<p>
<strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/11/04/bayram-oyhan-hasan-bildirki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>GÖZLERİNDE BIRAKTIM GÖZLERİMİ * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/22/gozlerinde-biraktim-gozlerimi-oyhan-hasan-bildirki/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/22/gozlerinde-biraktim-gozlerimi-oyhan-hasan-bildirki/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Oct 2008 21:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/22/gozlerinde-biraktim-gozlerimi-oyhan-hasan-bildirki/</guid>
		<description><![CDATA[
Suya şerbetlenmiş ateşler gibi
Alev alev yanan gül aşksız kalmaz
Sonsuz bir rüyânın nakışındayız
Kaderlerimizin akışındayız
Uzak mor dağlarda sis mis yok şimdi
Alev alev yanan gül aşksız kalmaz
Suya şerbetlenmiş ateşler gibi
 
Yeni bir kitabın ilk harfindeyiz
Gökkuşağı renklerinin peşinde
Bir resimde gülümser gözlerimiz
Şiir kesilmiş soylu sözlerimiz
Narçiçeği gibi umutlarımız
Gökkuşağı renklerinin peşinde
Yeni bir kitabın ilk harfindeyiz
 
Ellerin sımsıcak avuçlarımda
Kader çizgilerimize dalmışız
Yeni açmış mor karanfiller gibi
Umut [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong><img width="400" src="http://www.siiristan.com/resim_goster2.php?resim_id=1187&amp;type=1" alt="." height="250" /></strong></p>
<p align="center">Suya şerbetlenmiş ateşler gibi<br />
Alev alev yanan gül aşksız kalmaz<br />
Sonsuz bir rüyânın nakışındayız<br />
Kaderlerimizin akışındayız<br />
Uzak mor dağlarda sis mis yok şimdi<br />
Alev alev yanan gül aşksız kalmaz<br />
Suya şerbetlenmiş ateşler gibi<br />
 <br />
Yeni bir kitabın ilk harfindeyiz<br />
Gökkuşağı renklerinin peşinde<br />
Bir resimde gülümser gözlerimiz<br />
Şiir kesilmiş soylu sözlerimiz<br />
Narçiçeği gibi umutlarımız<br />
Gökkuşağı renklerinin peşinde<br />
Yeni bir kitabın ilk harfindeyiz<br />
 <br />
Ellerin sımsıcak avuçlarımda<br />
Kader çizgilerimize dalmışız<br />
Yeni açmış mor karanfiller gibi<br />
Umut umut sevdalı güller gibi<br />
Sonbaharmış umurumuzda değil<br />
Kader çizgilerimize dalmışız<br />
Ellerin sımsıcak avuçlarımda<br />
 <br />
Günaydınların yaşama sebebim<br />
Sevdiğim biriciğim gözbebeğim<br />
Deniz orda öylece uzanıyor<br />
Meraklı martılara nazlanıyor<br />
Gökyüzü desen tutulduğum mavi<br />
Sevdiğim biriciğim gözbebeğim<br />
Günaydınların yaşama sebebim<br />
 <br />
Kalplerimizi tutup bağlamışlar<br />
Adını kaderime dağlamışlar<br />
Uzak mor dağlarda sis mis yok şimdi<br />
Senden başka okuduğum yok şimdi<br />
Gözlerinde bıraktım gözlerimi<br />
Adını kaderime dağlamışlar<br />
Kalplerimizi tutup bağlamışlar<br />
 <br />
18 Haziran 2007</p>
<p align="center">Oyhan Hasan Bıldırki / <a href="http://www.siiristan.com/">www.siiristan.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/22/gozlerinde-biraktim-gozlerimi-oyhan-hasan-bildirki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İLHAN GEÇER: &#8220;SİZİN GİBİ CANDAN DOSTLAR&#8230;&#8221;</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/ilhan-gecer-sizin-gibi-candan-dostlar/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/ilhan-gecer-sizin-gibi-candan-dostlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 18:33:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/ilhan-gecer-sizin-gibi-candan-dostlar/</guid>
		<description><![CDATA[      HİSAR
      Aylık Fikir ve Sanat Dergisi
      P. K. 501 – ANKARA
                                                                                   Ankara: 20 Aralık 1979
      Muhterem ve aziz sanatçı kardeşim,
      Samimi ve gönülden mektubunuzu aldım. Hisara gösterdiğiniz ilgi ve yakınlığa, güzel duygularınıza yürekler dolusu teşekkürler. Hisar yaşarsa gene sizler sayesinde yaşayabilecektir. Sağ olun, var olun.
      Ocak sayısından itibaren 10 dergi göndereceğiz. Öteki teklifinizi de ele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      <strong>HİSAR</strong><br />
      Aylık Fikir ve Sanat Dergisi<br />
      P. K. 501 – ANKARA</p>
<p>                                                                                   Ankara: 20 Aralık 1979<br />
      Muhterem ve aziz sanatçı kardeşim,<br />
      Samimi ve gönülden mektubunuzu aldım. Hisara gösterdiğiniz ilgi ve yakınlığa, güzel duygularınıza yürekler dolusu teşekkürler. Hisar yaşarsa gene sizler sayesinde yaşayabilecektir. Sağ olun, var olun.<br />
      Ocak sayısından itibaren 10 dergi göndereceğiz. Öteki teklifinizi de ele aldık. Sizin gibi candan dostlara şu sıra öyle ihtiyacımız var ki&#8230;<br />
      Biz, edebiyatın ve şiirin gönüllü erleri, büyük bir çoğunluğun politika ve ideolojinin çamuruna battığı böyle bir dönem ve ortamda hâlâ çırpınıp, didinip duruyoruz. İnşallah gayretlerimiz boşa gitmez.<br />
      Kendim ve <strong>Hisar</strong> adına yeni yılınızı tebrik eder, sağlık ve mutluluk dolu günler dilerim. Saygı ve sevgiler.</p>
<p>      <strong>İlhan GEÇER</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/ilhan-gecer-sizin-gibi-candan-dostlar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>DİLÇEREZLERİ&#8217;Nİ ALDIM * İrfan Ünver NASRATTINOĞLU</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/dilcerezlerini-aldim-irfan-unver-nasrattinoglu-2/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/dilcerezlerini-aldim-irfan-unver-nasrattinoglu-2/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 18:29:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/dilcerezlerini-aldim-irfan-unver-nasrattinoglu-2/</guid>
		<description><![CDATA[      İrfan Ünver Nasrattınoğlu
      Ulus, P. K. 471 – ANKARA
      Ankara, 18.08.1999
      Sayın Oyhan Hasan Bıldırki,
      DİL ÇEREZLERİ&#8217;ni aldım. Lütfedip fazla göndermişsiniz. Onları, değerbilir arkadaşlarımıza sizin adınıza vereceğim.
      Adınızı çok iyi biliyorum. Son zamanlarda ne yazık ki dergilerin tümünü takip edemiyorum. Hisar&#8217;daki yazılarınızı hatırlıyorum. Ve yayımladığınız eserleri&#8230; Şu günlerde Mehmet Çınarlı üstadımız komada ve umut [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      <strong>İrfan Ünver Nasrattınoğlu<br />
</strong>      Ulus, P. K. 471 – ANKARA</p>
<p>      Ankara, 18.08.1999</p>
<p>      Sayın Oyhan Hasan Bıldırki,</p>
<p>      <strong>DİL ÇEREZLERİ&#8217;</strong>ni aldım. Lütfedip fazla göndermişsiniz. Onları, değerbilir arkadaşlarımıza sizin adınıza vereceğim.<br />
      Adınızı çok iyi biliyorum. Son zamanlarda ne yazık ki dergilerin tümünü takip edemiyorum. Hisar&#8217;daki yazılarınızı hatırlıyorum. Ve yayımladığınız eserleri&#8230; Şu günlerde <em>Mehmet Çınarlı üstadımız komada ve umut yok.</em> Allah&#8217;tan umut kesilmez ama&#8230;<br />
      Yeni eserinizden dolayı sizi yürekten kutluyorum. Ayrıca eserinizi göndermek zahmetine için teşekkür ediyorum. Bu vesileyle selam, sevgi ve saygılarımı sunuyor, esenlikler diliyorum.</p>
<p>      <strong>İrfan Ünver Nasrattınoğlu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/dilcerezlerini-aldim-irfan-unver-nasrattinoglu-2/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>ÇINARLI: &#8220;KİTAPLARINA HİSAR YAYINI DİYORLAR&#8221;</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/cinarli-kitaplarina-hisar-yayini-diyorlar/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/cinarli-kitaplarina-hisar-yayini-diyorlar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Oct 2008 18:19:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Mektuplar]]></category>

		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/cinarli-kitaplarina-hisar-yayini-diyorlar/</guid>
		<description><![CDATA[      HİSAR
      Aylık Fikir ve Sanat Dergisi
      P. K. 501 – ANKARA
                                                                                           16.11.1972
      Aziz Kardeşim,
      Mektubunuzu aldım. İlginize çok teşekkür ederim.
      Cahit Sıtkı ile ilgili yazınızı Ekim sayısına koymuştuk. “Sevmek Varken”e dair olanı da -İnşallah- bu sayıya koyacağım. Bu ay -kısmet olursa- biyografinizi de yayınlamak istiyorum. Evvelce yolladığınıza neleri eklemek isterseniz çok acele bildiriniz. İsterseniz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>      HİSAR<br />
</strong>      Aylık Fikir ve Sanat Dergisi<br />
      P. K. 501 – ANKARA</p>
<p>                                                                                           16.11.1972<br />
      Aziz Kardeşim,</p>
<p>      Mektubunuzu aldım. İlginize çok teşekkür ederim.<br />
      <strong>Cahit Sıtkı</strong> ile ilgili yazınızı Ekim sayısına koymuştuk. <strong>“Sevmek Varken”</strong>e dair olanı da -İnşallah- bu sayıya koyacağım. Bu ay -kısmet olursa- biyografinizi de yayınlamak istiyorum. Evvelce yolladığınıza neleri eklemek isterseniz çok acele bildiriniz. İsterseniz yeniden yazın.<br />
      Hisar -maalesef- gerçek bir yayınevi kuramamıştır. Şiirleri dergimizde sürekli olarak yayınlanmış arkadaşlar, kitaplarına -bizim iznimizle-  Hisar Yayını diyorlar. Ama bütün külfet ve minneti kendilerine ait oluyor. Sizi, Hisar okuyucusu, şair değil, eleştirmen olarak tanır. Benim şahsi görüşüme önem verirseniz, bu şiir enflasyonunda eleştirmeci olarak kalmanızı, şiir kitabı yerine eleştirme, inceleme yayınlamanızı daha uygun bulurum. O kadar çok sevdiğimiz Karaer’in şiir kitabı bile depolarımızda olduğu gibi duruyor, yüzüne bakan yok.<br />
      Hisar sanatçılarıyla yazışmak, sanat görüşlerini tesbit etmek, Türk edebiyatındaki yerlerini ortaya çıkarmak çok güzel bir fikir. Kimlerin adreslerini istiyorsanız lütfen bana bildirin, göndereyim. Ne gibi sorular soracağınızı da düşünüp yazarsanız, ben de kanaatimi size bildirir, tavsiyelerde bulunurum.<br />
      Selam ve sevgilerle.</p>
<p><strong>      Mehmet ÇINARLI      </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/06/cinarli-kitaplarina-hisar-yayini-diyorlar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>YONTULMADIK * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/05/yontulmadik-oyhan-hasan-bildirki/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/05/yontulmadik-oyhan-hasan-bildirki/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Oct 2008 17:18:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ Öyküleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/05/yontulmadik-oyhan-hasan-bildirki/</guid>
		<description><![CDATA[

&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Nezaket Pide Salonu tıklım tıklım doluydu. İl&#231;enin sayılı, temiz, ucuz doyum yerlerinden biri olduğundan mıdır, nedir, memuru, iş&#231;isi, esnafı, boşta gezeni bu salona uğrar, a&#231; olan karınlarını sıralı sırasız doyurmaya &#231;alışırlardı. Hava sıcaktı. Tavanda elektrik g&#252;c&#252;yle d&#246;nen pervaneler, herhalde yalnızca yukarının sıcaklığı &#252;zerinde etkili oluyor, arada bir serin havayı aşağılara bırakıyordu. O zaman, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!--begin text_1--></p>
<div>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <a href="../../../Oyhan/albums/showpic.dml?album=70524&amp;picture=2698915"><img width="320" src="http://files.myopera.com/Oyhan/albums/70524/thumbs/G%C3%BCndogarken.jpg_thumb.jpg" alt="Manzara" height="240" /></a></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nezaket Pide Salonu tıklım tıklım doluydu. İl&ccedil;enin sayılı, temiz, ucuz doyum yerlerinden biri olduğundan mıdır, nedir, memuru, iş&ccedil;isi, esnafı, boşta gezeni bu salona uğrar, a&ccedil; olan karınlarını sıralı sırasız doyurmaya &ccedil;alışırlardı. Hava sıcaktı. Tavanda elektrik g&uuml;c&uuml;yle d&ouml;nen pervaneler, herhalde yalnızca yukarının sıcaklığı &uuml;zerinde etkili oluyor, arada bir serin havayı aşağılara bırakıyordu. O zaman, havanın hareketli girdabına yakalanan sinekler, masaların &uuml;zerine d&uuml;ş&uuml;yor, tabağa, bı&ccedil;ağa veya &ccedil;atala konuyorlar. İ&ccedil;eriyi dolduranlar, bu sevimsiz durumdan memnun olmasalar bile, k&uuml;&ccedil;&uuml;k yaratıklarla başa &ccedil;ıkmak i&ccedil;in herhangi bir şey yapmıyorlardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tezg&acirc;hın başında kısa boylu, şişman, sol yanağında siyah bir beni olan gen&ccedil;ten birisi durmaksızın &ccedil;alışıyor, verilen siparişleri yetiştirmeye uğraşıyordu. Arada bir yanındaki yardımcısına sesleniyordu:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hamur kes! Yumurta ver! Kıymanın i&ccedil;ine biraz daha maydanoz koy!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yardımcı, denilenleri sırasıyla yapıyor, hamur kesiyor, yumurta &ccedil;ırpıyor, kıymaya konulacak katkıları hazırlıyor. Bu arada her ikisi de vıcık vıcık terliyor. Fırının alev kusan kapağı a&ccedil;ılıp kapandık&ccedil;a, a&ccedil; midelerin guruldamasına sebep oluyor, bizimkilerin de &ccedil;ekmek zorunda oldukları azaplarını artırıyor. Usta, kesilen hamurları a&ccedil;ıyor, mermer tezg&acirc;hta şap şup d&ouml;v&uuml;yor, biraz kıymadan alıyor, &uuml;zerine yumurta gezdiriyor, alev kusan fırının ağzından i&ccedil;eriye bırakıyor.&nbsp; Yardımcı, ustanın hi&ccedil;bir hareketini ka&ccedil;ırmıyor. Arada ayak&ccedil;ılar dolaşıyor, boşalan masaları temizliyor, yeni gelenlerden arzularını soruyorlardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Seslendim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ayran! dedim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hay hay! dediler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Getirilen ayrana bir &ccedil;imdik tuz attım, i&ccedil;tim. Duyduğum sıcaklık diner gibi oldu. Sıra beklemenin verdiği sancıdan, az da olsa uzaklaştım. Bana servis yapılabilmesi i&ccedil;in, &ouml;n&uuml;mdeki bir iki kişiyi daha beklemem gerekiyordu. Vakit ge&ccedil;irebilmek amacıyla dışarıya bakıyordum. Dışarıdan &ldquo;albeni&rdquo;si olan vitrin, pek de &ouml;yle değildi. Ayak&ccedil;ı, dışarıya &ccedil;ıkıyor, m&uuml;şteri &ccedil;ağırıyor, elindeki kirli, nemli bezle vitrinin &ouml;n kısmını parlatıyordu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Duvarda resimler, takvimler&hellip; T&uuml;rl&uuml; &ccedil;eşitli. Neden hoşlanıyorsan, ona bakabilirisin. &ldquo;Karpuz&rdquo;, sahici gibi. &Uuml;stelik serin. &ldquo;Kirazlar, elmalar&rdquo;, bir i&ccedil;im su. Ya renk renk, boy boy &uuml;lke resimleri? Hepsi g&uuml;zel, her şey yerli yerinde. Ama şu beklemek olmasa&hellip;<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fırın kapağı yeniden a&ccedil;ıldı. Kızaran pideler &ccedil;ıkarıldı, doğrandı, yağlandı. Damağımda a&ccedil;lığın verdiği lezzet.&nbsp; Utanmasam, yanımdaki arkadaşın tabağına uzanacağım. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeniden:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ayran! dedim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Getirdiler. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sineklerde bir bayram. Alttan &uuml;stten geldiler, sağa sola kondular. Ayak&ccedil;ılardan biri kolonya sıktı. Sinekler, bu defa tavana doğru h&uuml;cuma ge&ccedil;ti.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tam bu sırada, iri kıyım, sırtı yelekli, sakalı biraz uzamış, esmer tenli, &uuml;st&uuml; başı yer yer beyaz lekeciklerle dolu birisi, kapıda g&ouml;z&uuml;kt&uuml;. Geldi, karşımdaki masada boşalan yere oturdu. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayak&ccedil;ı sordu:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Tek? Bir bu&ccedil;uk? &Ccedil;ift?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;ift! Acılı olsun. Ayran da isterim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tezg&acirc;hı d&ouml;ven usta, başını salladı. Y&uuml;z&uuml;n&uuml; kararttı. Yukarıya seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hamur g&ouml;nder!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Tamam, usta!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Telefonun zili &ccedil;aldı. Yardımcı ahizeyi aldı, uzatabildiğince ustasına uzattı. Olmadı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Usta, telefona koştu. Konuştu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Tamam, beyim! Hay, hay! Başımızın &uuml;st&uuml;nde yeriniz var! Buyurun! Hemen!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayak&ccedil;ılardan birini &ccedil;ağırdı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Oğlum Ali! dedi. Nezih Beyler gelecek. Derhal bir masa boşalt. Hemen servis yap. Elini &ccedil;abuk tut, olur mu?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Peki usta.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ayak&ccedil;ı, denileni yaptı. Masa hazırlandı. Kapıda bir araba durdu. Nezih Bey takımı indiler, hazırlanan masaya ge&ccedil;tiler. Siyaset yasağının kalkmış olmasının verdiği rahatlık i&ccedil;inde, memleketin durumundan konuştular. Yanlarında, yeni kurulan bir partide g&ouml;revli, eski bir politikacı vardı. Y&uuml;ksek perdeden o konuşuyor, berikiler dinliyor, biz de ister istemez kulak misafiri oluyorduk.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eski politikacı:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Maya tuttu, diyordu, tabanımız sağlam. &Uuml;stelik başka bir paşaya karşılık, paşamızı &ccedil;ıkardık. G&ouml;receksiniz, ilk se&ccedil;imde iktidarız.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hemen hepsi, nezaketen de olsa, onu doğruladılar. Yalnız eski il&ccedil;e başkanı Nezih Bey, merakını yenmek i&ccedil;in olmalı, sordu:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - İl&ccedil;e teşkilatlanmasına hemen ge&ccedil;ecek misiniz?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Eski politikacı, &ldquo;anladım&rdquo; dercesine Nezih Bey&rsquo;e baktı. G&uuml;len g&ouml;zleriyle ona işaretini verdi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Derhal! Tabanımız hazır, dedik ya!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &Ccedil;atal, bı&ccedil;ak, bardak, tabak sesleri duyuldu. Nihayet benim pidem &ouml;n&uuml;me kondu. Yemeğe başladım. Yeniden:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ayran! dedim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aldıran olmadı. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; ayak&ccedil;ılar, Nezih Bey takımına hizmette yarışıyorlar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Karşı masada oturan, sıvacı veya boyacı olan, &ccedil;ift acılı pide ısmarlayan iri kıyım adam, sabırsızlandı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Usta! dedi. Benimkiler ne oldu? Aman bakıver, yanmasınlar!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Usta, bıyık altından g&uuml;ld&uuml;.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Patlamadın ya? Acelen ne?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Acelemiz yok.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Yok-muş!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Yok, ya!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Yok da niye dırlanıyorsun?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sıra &ccedil;iğniyorsunuz. Biz, efendilerden &ouml;nce geldik, isteğimizi s&ouml;yledik. Boyuna bekliyoruz. Az daha beklersek, a&ccedil;lık başımıza vuracak, iskelet olacağız. <br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sabret!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Niye?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Seninki yolda. Hem, sabrın sonu selamettir.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nezih Bey, yeni il&ccedil;e başkanlığını &ccedil;antada keklik saydığından olacak, ayak&ccedil;ılardan papyonlu olanına seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Oğlum! Şu radyonun d&uuml;ğmesini &ccedil;evirsene, dedi, neşeli bir şey vardır, dinleyelim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Radyoda bir iki neşeli t&uuml;rk&uuml;. Nezih Bey takımı hareketlendi. Bazıları masa kenarına elleriyle vurarak, t&uuml;rk&uuml;c&uuml;ye tempo tuttular. Az sonra t&uuml;rk&uuml;ler bitti. S&ouml;zl&uuml; rekl&acirc;mların ardından, ara haberleri okunmaya başladı. Ben, &ouml;teden beri haberlere dikkat kesilirim. Kağıt pe&ccedil;eteyle elimin, ağzımın, bıyıklarımın yağını sildim. İrkildim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Spiker, heyecanlı bir sesle:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &hellip; karar gereğince, diyordu, feşmek&acirc;n parti kapatıldı. Falan filancalar falan yerde ik&acirc;mete tabi tutulacak. Ayrıntılı bilgileri daha sonraki ana haber b&uuml;ltenimizde dinleyebilirsiniz.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Derhal Nezih Bey takımına baktım. Sus pus olmuştular. Kimi ezik, kimi &ouml;fke dolu bir g&ouml;r&uuml;n&uuml;şe b&uuml;r&uuml;nerek, apansızın geliveren acı haberi dinlediler. Hepsinin boğazında lokmaları d&uuml;ğ&uuml;mlendi. Eski politikacı kızardı, sarardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hemen kalkalım, dedi. Ankara&rsquo;yı aramalıyım.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kalkmak i&ccedil;in hazırlandılar. Ayak&ccedil;ılarda bir telaş. Sanki elleri ayaklarına dolaşıyor. Bu y&uuml;zden olmalı, hizmet yarışını aniden bırakır gibi oldular.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birisi;<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Durulacak zaman değil! dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nezih Bey, kırık bir tonla ustaya seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hesabı yazıhaneme g&ouml;nder!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Baş &uuml;st&uuml;ne!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - G&uuml;le g&uuml;le beyim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - G&uuml;le g&uuml;le efendim!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Fırın kapağı a&ccedil;ıldı, bir yanık kokusu duyuldu. Usta, kim bilir hangi umudun peşinde koşuyor&hellip; Yanık, &ccedil;ift acılı pideyi kendisi doğradı, bı&ccedil;ak dururken, kaşıkla yağladı. İri kıyım adamın &ouml;n&uuml;ne koydu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İri kıyım adam, g&uuml;rledi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - İstemem, kaldır! dedi. Gidi yontulmadıklar. Sizde bu terbiyesizlikler varken, daha &ccedil;ok sıra &ccedil;iğner, hatırlılara arka &ccedil;ıkar, pideyi yakarsınız. Yalnız pideyi mi? Keşke &ouml;yle olsa! Namınızı da, onları da, şunları da, beni de. Al, kaldır! Zaten a&ccedil;lığım da ge&ccedil;ti. Hesap l&uuml;tfen!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>27 Temmuz 1983</em></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <em>S&ouml;ke Ekspres Yıl: 45 Sayı: 13603 26 Temmuz 2007 Perşembe</em></p>
</div>
<p><!--end text_1--></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/05/yontulmadik-oyhan-hasan-bildirki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SENNUR SEZER&#8217;E AYNA * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/04/sennur-sezere-ayna-oyhan-hasan-bildirki/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/04/sennur-sezere-ayna-oyhan-hasan-bildirki/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 08:27:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kimlik]]></category>

		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/04/sennur-sezere-ayna-oyhan-hasan-bildirki/</guid>
		<description><![CDATA[      Barış denilen peri kızını sizin kadar ben de seviyorum. Bu kavramın tekelinin sadece size ait olabileceğine de inanmıyorum. En az sizin kadar ben de barışçıyım. Bunu şiirimin işine gelen yanlarından aldığınız, bilerek eksik bıraktığınız mısralarımı da ekleyerek, o şiirimi yeniden yüksek sesle okursanız ve dilerseniz okuyucularınıza da okutursanız, dediklerimin doğruluğunu görürsünüz, gösterirsiniz.
      Bazı kavramalara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>      Barış denilen peri kızını sizin kadar ben de seviyorum. Bu kavramın tekelinin sadece size ait olabileceğine de inanmıyorum. En az sizin kadar ben de barışçıyım. Bunu şiirimin işine gelen yanlarından aldığınız, bilerek eksik bıraktığınız mısralarımı da ekleyerek, o şiirimi yeniden yüksek sesle okursanız ve dilerseniz okuyucularınıza da okutursanız, dediklerimin doğruluğunu görürsünüz, gösterirsiniz.</p>
<p>      Bazı kavramalara tepki göstermek; sadece er vatandaşın hakkı değil, her vatandaşın hakkıdır. Benim gönlümü bunaltan, aklımı karıştıran bir olay yaşanıyorsa bu ülkede, köşemde oturup susayım, fikrimi kimselere söylemeyeyim mi? Ben de barıştan yanayım fakat bildiğim bir şey daha var: Nerede barış sözü dillendiriliyorsa, orada savaş var. Benim iğrendiğim bu, sevmediğim de bu. O şiirimde anlattığım da bu.</p>
<p>      Nasıl siyah der demez akla ilkin beyaz gelirse, barış denilince de akla gelen ilk sözü buyurun siz söyleyin. Savaş değil mi? <em>&#8220;Yollara dökülmenin vaktidir, “silahları yakın, dumanı göğü tutsun, barış sözü her yanda kanat çırpsın” türküleriyle.<br />
</em>      <em>“Sulha gelin ey insanlar yoksa dünya mahvolar” çığlıkları önce bizim sokaklarımızı çınlatsın, sonra dünya sokaklarına ulaşsın.<br />
</em>      <em>Haydi kadınlar, gençler, barışı özleyenler!.. Barış sizin adımlarınızdan doğsun!&#8221;</em> çağrınızdaki üstü kapalı meram ne ki? Bana söyler misiniz?<br />
      Oysa yürüyüp sokakları doldurmaktansa, el ele barışı yaşamalıyız, yaşatmalıyız.</p>
<p>      <em>&#8220;Bu görünüm içinde genç, üstelik şairliğe aday biri, yurdunda yıllardır süren delikanlı ölümleri yüzünden barış türkülerini eleştirirse ne dersiniz?&#8221;</em><br />
      Boşuna yorulmayın derim. Dediklerinizi okuyanlar, ne demek istediğinizi çoktan anladılar ve adımı yanlış olarak bir yerlere not ettiler. Sandığınız gibi şairliğe aday değil, şairim. Kitaplarım da var, internette de yazıyorum. İnternette yazmak da mı suç? Öyle olsa, internetteki her taşın altında sizin de adınız çıkmazdı değil mi?</p>
<p>      Bana gelince; ben barış türkülerini söyleme yaşını çoktan geçtim, işte görüyorsunuz ülkemde olduğu kadarıyla barışı da yaşayanlardanım. Şiirimin ikinci mısrasında kişilik özelliğim vardı ama güneşi balçıkla sıvamak için sözümü makaslamışsınız. <em>&#8220;Kavgacı falan da değilim ben&#8221;. </em>Üstelik tüfek çıkınca, barışın bozulduğunu bilenlerdenim. O yüzden de daha çok aşkın, sevginin, umudun, birlikteliğin ve kardeşliğin şiirlerini yazıyorum. Arada bir milletini sevmeyenlerin, onu bölen ya da bölmeye alet olanların barışçı olabileceklerini de sanmıyorum ve zaman zaman iğneliyorum. Yazınızdaki son sözlerinizi yüksek sesle tekrar okursanız, ne demek istediğinizi de açıkça anlarsınız.<br />
      <em>&#8220;Haydi kadınlar, gençler, barışı özleyenler!.. Barış sizin adımlarınızdan doğsun!&#8221;</em> </p>
<p>      Amin!</p>
<p>      Böyle diye diye;</p>
<p>      <em>&#8220;Yazıda yabandaki bütün tarlalarımıza<br />
</em>      <em>Kimliksiz, kişiliksiz barış fideleri ekmedik mi<br />
</em>      <em>Barışın bekçilerini söndürsünler diye…&#8221; </em></p>
<p>      Bana söyler misiniz, başka ne yaptık? Sözüm ona modern kelle avcıları tarafından barış diye diye Irak&#8217;a getirilen ne? Ya Afganistan&#8217;a götürülen ne? Karabağ&#8217;da neler yaşanıyor?</p>
<p>      Bana söyler misiniz? Ya bizim ülkemizde yaşadıklarımızın sebebi ne?</p>
<p>      Kendi düşüncelerinizi söylemek için beni basamak yapmışsınız. İsmim bir yerden aklınıza düşmüş ve genç bir şair olarak ama hizaya sokulacak şair olarak görmüşsünüz beni. Yetmemiş, barış iste(me)mek suçu işlediğimi de cümle âleme davul zurnayla duyurmaya çalışıyorsunuz. Kinci minci değilim ben. Sürüden ayrılmak isteyenlerin aynı ağılda tutulmasından yana da değilim? İsteyene ağılını değiştirme hürriyeti verilsin diyenlerdenim.<br />
      Ve bildiğim başka şeyler de var: Kelimelerin anlamı sadece Marksist literatürdeki gibi kullanılmaz. Her kültürün, her ortamın hatta her dağın, her taşın onlara yüklediği anlamlar vardır. Şu veya bu nedenle kafasını kuma gömenler, bunu bilmezler. Sadece çığırtkanlıkla ün yapmayı iyi bilirler. Uzun süren ömrümde: Barış barış diye savaş çığlığı atanları hiç mi hiç duymamış, görmemiş olduğumu sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.</p>
<p>      Sadece şunu sormadan yapıyorum:</p>
<p>      Babanızın da barış adına gittiği Kore&#8217;de olduğu gibi Kıbrıs&#8217;a savaşmaya gidenler de bunun adını barış harekâtı koymamışlar mıydı?<br />
      Savaş başka bir ülke ile yapılmaz mı? Barış denilen şey de aynı ülke sınırları içinde yaşayanların arasında yaşanmaz mı?</p>
<p>      <em>(Cem Karaca gibi “Hep kahır hep kahır yeter be!” diyeceğim ama yetmedi gitti.) </em></p>
<p>      Saygılar.</p>
<p>      <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ</strong></p>
<p>      <a href="http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/09/29/baris-sucu-sennur-sezer/">Barış Suçu * Sennur Sezer</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/10/04/sennur-sezere-ayna-oyhan-hasan-bildirki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>SANCILI İNANÇ * Oyhan Hasan BILDIRKİ</title>
		<link>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/09/30/sancili-inanc-oyhan-hasan-bildirki/</link>
		<comments>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/09/30/sancili-inanc-oyhan-hasan-bildirki/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 12:31:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>oyhanhbildirki</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Oyhan Hasan BILDIRKİ Öyküleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/09/30/sancili-inanc-oyhan-hasan-bildirki/</guid>
		<description><![CDATA[
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; 
&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; G&#252;&#231; bel&#226; bulduğu dağlı iş&#231;ileri erkenden alan Nevzat, trakt&#246;r&#252;n&#252; &#231;alıştırdı. Gaza bastı. Şehir &#231;ıkışındaki bol kumlu ova yoluna saptı.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; - Ya Allah! Bismill&#226;h! dedi.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Bir iki g&#252;n daha gecikse, yabancı otlar umudunu bağladığı pamuğunu boğacak, b&#252;t&#252;n emekleri yabana gidecekti. Şimdi, iş&#231;i bulmanın sevincini yaşıyordu. Endişeleri dağılmış, keyfine diyecek yoktu.&#160;&#160;&#160;&#160;&#160; Emekt&#226;r trakt&#246;r parlaya harlaya, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <img src="http://files.myopera.com/bıldırki/albums/290236/thumbs/IMGP1GZ4UPJSE.jpg_thumb.jpg" alt="Kokarcalar" /></p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; G&uuml;&ccedil; bel&acirc; bulduğu dağlı iş&ccedil;ileri erkenden alan Nevzat, trakt&ouml;r&uuml;n&uuml; &ccedil;alıştırdı. Gaza bastı. Şehir &ccedil;ıkışındaki bol kumlu ova yoluna saptı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ya Allah! Bismill&acirc;h! dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir iki g&uuml;n daha gecikse, yabancı otlar umudunu bağladığı pamuğunu boğacak, b&uuml;t&uuml;n emekleri yabana gidecekti. Şimdi, iş&ccedil;i bulmanın sevincini yaşıyordu. Endişeleri dağılmış, keyfine diyecek yoktu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Emekt&acirc;r trakt&ouml;r parlaya harlaya, oflaya poflaya kumlu yolda ilerliyor, arada bir, bazı trakt&ouml;rleri de ge&ccedil;ip gidiyordu. B&ouml;yle davranan Nevzat&rsquo;ın amacı, paşaya kelle g&ouml;t&uuml;rmek değil, &ouml;nde gidenlerin savurduğu kumdan, toz bulutundan kurtulmaktı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Az sonra, hen&uuml;z yeni doğan g&uuml;neş, iki mızrak boyu y&uuml;kselince, tarlaya vardılar. İş&ccedil;iler, &ccedil;apa kapma tel&acirc;şına d&uuml;şt&uuml;ler. Sanki hepsi; &ldquo;Alet işler, el &ouml;ğ&uuml;n&uuml;r!&rdquo; anlayışını paylaşıyorlardı. Birka&ccedil; iş&ccedil;i kendilerince k&ouml;t&uuml; g&ouml;rd&uuml;kleri &ccedil;apaların paylarına d&uuml;şmesinden k&uuml;ser gibi oldular, mırın kırın ettiler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat, &ccedil;ipil g&ouml;zlerini ovuşturdu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Keskin değilse &uuml;z&uuml;lmeyin! T&ouml;rp&uuml;m&uuml;z var. Bileriz.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Keskinliğine diyeceğimiz yok. Sapı g&uuml;zel değil be anam.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hallederiz. S&ouml;ğ&uuml;t ağa&ccedil;larını g&ouml;rm&uuml;yor musunuz?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - G&ouml;r&uuml;yoruz. G&ouml;r&uuml;yoruz ya, taze sap, &ccedil;apayı ağırlaştırır. Ağırlaşan &ccedil;apa, işin yol yordamınca yapılmasını &ouml;nler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dayıbaşı Veli:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bu kadar gevezelik yeter. Haydi iş başına! dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aralarında &uuml;&ccedil; beş ayva t&uuml;yl&uuml; delikanlının da yer aldığı kadın iş&ccedil;iler, birer sıra tutup işbaşı yaptılar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat, ilerdeki s&ouml;ğ&uuml;tlere gitti. Taze, uzun dallardan koparabildiği kadar aldı, geldi. İş&ccedil;ilerden kalan bir &ccedil;apayı g&ouml;rd&uuml;. Sınırdaki uzamış piyanlardan kesti. Y&uuml;klendi, r&ouml;morkun yanına d&ouml;nd&uuml;. Yukarıdaki su bidonunu aşağıya itti. &Ccedil;apa sapanın desteğiyle dolu su bidonunu, r&ouml;morkun g&ouml;lgesine yerleştirdi. S&ouml;ğ&uuml;t dallarıyla piyanları da, bidonun sağına soluna koydu. B&ouml;ylece biraz sonra, ortalığı alev alev yakacak olan g&uuml;neş ışıklarından, onların kavurucu etkisinden bidondaki suyu korumak, serin tutmak istiyordu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İşini bitirdi. Alnında biriken terleri kuruladı. Şapkasını &ccedil;ıkardı. Buğu tutan g&ouml;zl&uuml;k camlarını sildi. İş&ccedil;ilerin yanına gitmeye sıkılıyordu. Aslında aynı sıkıntıyı, iş&ccedil;iler de, patron dedikleri tarla sahipleri yanlarına gelince duyarlardı. İş&ccedil;inin elindeki &ccedil;apa ağırlaşır, belinin tam ortasında yakıcı bir sızıdır başlardı. İş, &ccedil;abuklaşacağına yavaşlardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat, uzaktan dayıbaşıya seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Veli! Az gelsene.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Patronu duyan Veli, alımlı &ccedil;alımlı, iri yapılı, g&uuml;zelce bir kıza yaklaştı, ona bir şeyler s&ouml;yledi. D&ouml;nd&uuml;. Nevzat&rsquo;ın yanına geldi. Sordu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ne var, ağa?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Yok bir şey!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Eee, niye &ccedil;ağırdın?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Kal&ccedil;ık&rsquo;a, kahveye gidelim, diyecektim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Demin, ameleyle onu konuştuk. Ben de S&ouml;ke&rsquo;ye gideceğim. Biraz işim var da, halledeyim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Olur. L&acirc;kin bir &ccedil;ayımı i&ccedil;ersin değil mi?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - İ&ccedil;erim elbet.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Haydi &ouml;yleyse, gidelim!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Gidelim!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Trakt&ouml;r&uuml; &ccedil;alıştırdılar, yola &ccedil;ıktılar. İş&ccedil;ilerden birka&ccedil;ı, gidenlerin arkasından baktılar. Sonra var g&uuml;&ccedil;leriyle işlerine koyuldular. Doğrusu, &ccedil;alışkan adamdılar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli&rsquo;yi yolcu eden Nevzat, kahvenin i&ccedil;ine girdi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dışarısı ısınmış, &ccedil;elimsiz ağa&ccedil;ların g&ouml;lgesi kısalmış, oturulacak, serinlenilecek alan daralmıştı. İşi g&uuml;c&uuml; olmayanlardan birka&ccedil; kişi, bir masaya kurulmuşlar, domino oynuyorlardı. Hemen hi&ccedil; kimse konuşmuyor, masanın sert tahtasına vuran domino taşlarının sesi duyuluyordu. Nevzat&rsquo;ı g&ouml;rd&uuml;ler, yanlarına buyur ettiler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat;<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Siz dalganıza bakın. Keyfinizi bozmayın! dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; A&ccedil;ık pencere kenarındaki bir masaya oturdu. Tarihleri eskice olan gazeteleri karıştırmaya başladı. R&uuml;zg&acirc;r arada sırada kesik kesik esiyor, a&ccedil;ık pencereden i&ccedil;eriye serinlik veriyordu. Nevzat, b&uuml;t&uuml;n eski gazetelerin yanında, yeni gelen g&uuml;nl&uuml;k gazeteyi ve &ldquo;Ziraat Postası&rdquo;nı da okudu, bitirdi. &Uuml;st &uuml;ste i&ccedil;tiği &ccedil;ayın dozunu ka&ccedil;ırdığından olacak, dili paslaştı, midesi ekşidi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Epey zaman sonra Veli, &ccedil;ıktı, geldi. Az oturdular. Konuştular. İş&ccedil;ilerin yanına d&ouml;nd&uuml;ler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat sevin&ccedil;liydi. Yapılan işten memnun kalmıştı. Nerdeyse tarla bitiyor, ottan kurtulan pamuklar, daha bir g&uuml;zel g&ouml;r&uuml;n&uuml;yorlardı. İş&ccedil;iler, &uuml;&ccedil;er beşer salıntı başlarını tutmuşlar, yalnız işi yavaşlatır gibi olmuşlardı. Arada bir, uzaktan da olsa, birbirlerine karşı l&acirc;f atıyorlar, acı s&ouml;zler s&ouml;yl&uuml;yorlardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bir uygunsuzluk g&ouml;r&uuml;yorum, dedi. Gidip şunlara bir bakayım. B&ouml;l&uuml;şemedikleri nedir, anlayayım.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dayıbaşı iş&ccedil;ilerden yana gitti. Nevzat, r&ouml;morkun g&ouml;lgelice tarafına ge&ccedil;ti. Sırtını lastik tekerleğe dayadı. Uzaktan, olacakları seyre koyuldu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bir kadın iş&ccedil;i, eli belinde, vekil kıza &ccedil;ıkıştı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Utanmaz, arlanmaz seni. Parmak kadar boyunla, beni hırsız olmakla su&ccedil;luyorsun ha?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Demem, o değil! G&ouml;rd&uuml;n m&uuml; diye sorduk?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ni&ccedil;in yekten gelip bana soruyorsun da, &ouml;tekilere sormuyorsun?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Soracağım! Hepsine, herkese soracağım.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hop, hop! Ağır ol bakalım. Neyi soracaksın? dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Saatimi &ccedil;aldılar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;aldılar mı? Nasıl? Kim?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Kim olacak? İşte bunlar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hele anlat bakalım. Bu iş, nasıl oldu?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ouml;ğle paydosunda, ulu karaağacın altına &ccedil;ekildik. Yeyip i&ccedil;tik. Hava sıcak mı, sıcak! Ama karaağacın altı serin.&nbsp; Dallarında bir hışıltı t&uuml;rk&uuml; okur, ninni s&ouml;yler gibi. Uyku, yakamı bırakmadı. G&ouml;zkapaklarım ağırlaştı. Bıraksalar, ayakta uyuyup kalacağım. Uzanayım, az kestireyim dedim. Kolumu yastık yaptım. Saatimi &ccedil;ıkarıp yanı başıma koydum. Kalkınca ne g&ouml;reyim? Saatim u&ccedil;muş, yok olmuş.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ya, demek &ouml;yle ha?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bir de beni dinle, Veli!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Anlat.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bu utanmaz, yekten geldi. Seni hırsız, seni dedi. Ver saatimi. Yok anam, yok işte! Hem, onun saatini ni&ccedil;in alacakmışım? Yalnız, parlaması, &uuml;st&uuml;me gelmesi g&uuml;c&uuml;me gitti. &Uuml;z&uuml;ld&uuml;m doğrusu.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli sıkıştığını, iki derede bir arada kaldığını anladı. Keskin g&ouml;zlerini iri iri a&ccedil;tı. İş&ccedil;ilerin hemen hepsini taradı. Sağa sola, &ouml;ne arkaya d&ouml;nd&uuml;. Ş&uuml;phelendiklerine seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hırsız! Sen &ccedil;almışsındır! Ver saati.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Daralan zaman Nevzat&rsquo;ın i&ccedil;ini kemiriyordu. İş&ccedil;iler, işi yavaşlatmış, &ouml;ylece dikelip duruyorlardı. Bir sevimsiz durum olmalıydı. Nevzat işi anlamak, problemi &ccedil;&ouml;zmek istedi. Kalktı, iş&ccedil;ilerin yanına gitti. İş&ccedil;ilerden bazıları onu g&ouml;r&uuml;nce, &ccedil;apaya davrandılar. Kendilerini işe verir g&ouml;r&uuml;nd&uuml;ler. Yine de g&ouml;z ucuyla, olanı biteni seyrediyorlardı.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nevzat:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hayrola Veli? dedi. Bir yaramazlık mı var?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Yok ağam! Sen, bizim işimize karışma. &Ouml;te dur!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Olur! Korkarım, iş yarım kalacak.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Kalmaz!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Beni yanlış anlama. İşinizden memnunum. Ama bir sevimsiz durum var gibime geliyor. Onu anlamak, &ouml;ğrenmek istiyorum. Arkamdan konuşulmasını istemem. Her şeyin bir kolaylığı vardır. S&ouml;yleyin, meselenizi &ccedil;&ouml;zelim. &Ccedil;almak malmak gibi s&ouml;zler duydum. Kim, kimin malını &ccedil;alar canım?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Şunun saatini &ccedil;almışlar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;almışlar mı? Benim iş&ccedil;ilerimden b&ouml;yle bir şeyi yapacak yoktur.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Sen ne bilirsin? &Ccedil;alar bunlar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ne demek &ccedil;alar?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Beri bak Nevzat. Bize ne derler?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ne diyecekler, canım? Veli, diyorlar işte.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Onu demek istemiyorum. Namımız nedir?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;&uuml;r&uuml;kbacakların Veli.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Hayır, hayır! İşi ters anlıyorsun.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ters anladığımız yok! Alt tarafı bir saat, değil mi? Al şu parayı. Yeni bir saat al, ver sahibine.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bizim işimize karışma Nevzat. Biraz &ouml;nce de s&ouml;yledim. &Ccedil;ekil, &ouml;te dur! Yoksa, &ouml;fkemi senden &ccedil;ıkarırım.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;ıkar! Yalnız, &ccedil;almak malmak neymiş? Bırakın b&ouml;yle şeyleri, işinize bakın. İşimizi bitirelim, &ccedil;ekip gidelim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - İşini u&ccedil;landırırız. Onun i&ccedil;in meraklanma. &Ccedil;alar bunlar, dedik ya, &ccedil;alar bunlar.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Belki d&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş, bir yerde unutmuştur. &Ccedil;aldıklarını nerden biliyorsun?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Bize &Ccedil;epni derler, Nevzat! &Ccedil;epni demek, nereye varır, bilir misin?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Nereye varacak? Y&ouml;r&uuml;k değil misiniz?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Kafamı kızdırıyorsun. Ne y&ouml;r&uuml;ğ&uuml;? Hangi Y&ouml;r&uuml;k? &Ccedil;epni demek, hırsız demektir. Arkadaş, hepsi hırsız bunların! Biz de &Ccedil;epni olduğumuz i&ccedil;in &ccedil;alarız.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ge&ccedil;! &Ouml;yle şey olur mu? gel, ş&ouml;yle gidelim.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli, daha birka&ccedil; kişiyi sıkarladı. Aradığını bulamadı. Bir kurnazlık d&uuml;ş&uuml;nd&uuml;. Nevzat&rsquo;ın &ccedil;ağrısına uydu. İş&ccedil;ilerin yanından ayrıldı. Yolda:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ben, bu işi &ccedil;&ouml;zerim be Nevzat! dedi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Nasıl &ccedil;&ouml;zersin?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Az sonra g&ouml;r&uuml;rs&uuml;n. Bizimkiler hocadan, hacıdan, muskadan korkarlar. Onlara &ouml;yle bir oyun oynayacağım ki, aklın duracak. Hırsızı nasıl bulduğuma şaşacaksın.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu tatsız durum, işi yavaşlattıysa da sonunda o da bitti. Bazı iş&ccedil;iler neşeli, bazıları &uuml;zg&uuml;n, kırgın, ellerinde &ccedil;apaları, &ccedil;ıkınlarını aldılar, r&ouml;morka bindiler.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Veli, trakt&ouml;r&uuml;n&uuml; &ccedil;alıştırmış, hazır bekleyen Nevzat&rsquo;a seslendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Trakt&ouml;r&uuml;, r&ouml;morktan ayır.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Ni&ccedil;in?<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Şimdi anlarsın.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; R&ouml;morku dolduran iş&ccedil;iler şaşırdı. Veli, onlara d&ouml;nd&uuml;, s&ouml;ylendi.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - İnin aşağı, edepsizler! Kasabaya yayan d&ouml;n&uuml;n de, d&uuml;nyanın ka&ccedil; bucak olduğunu anlayın. Daha ne bekliyor, sallanıp duruyorsunuz? Haydi, &ccedil;abuk olun.<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İş&ccedil;ilerden bazıları nazlandılar. Ayağına &ccedil;abuk olanlar, s&ouml;yleneni hemen yaptılar. Nevzat, trakt&ouml;r&uuml;n&uuml; r&ouml;morktan ayırdı. Veli, hareket halindeki trakt&ouml;r&uuml;n arka &ccedil;amurluklarını tuttu, yukarıya &ccedil;ıktı. Sesini y&uuml;kseltti:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - &Ccedil;abuk ol, Nevzat! dedi. Beni, &Ccedil;erkezk&ouml;y Hocası&rsquo;na yetiştir. Bunların sidikliğini bağlatayım da, g&ouml;rs&uuml;nler!<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İş&ccedil;ilerin hepsi, y&uuml;ksek sesle yapılan bu tehdidi duydular. &Ouml;nce aldırmadılar. Nevzat&rsquo;la veli, yanlarından ayrılınca, saati &ccedil;almakla su&ccedil;lanan kadın irkildi. Yere eğilir gibi yaptı. Koynundan saati &ccedil;ıkardı, doğruldu. Gidenlerin ardından, sesini onlara duyurmak i&ccedil;in, var g&uuml;c&uuml;yle:<br />&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; - Veli! işte saat! D&uuml;ş&uuml;rm&uuml;ş kahpe! İşte bak, buldum! Diye bağırıyor, elindeki saati sallıyordu. </p>
<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; <strong>Oyhan Hasan BILDIRKİ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </strong></p>
</div>
<p></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://oyhanhbildirki.start4all.com/2008/09/30/sancili-inanc-oyhan-hasan-bildirki/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
